BESMELE ÜZERİNE

BESMELE ÜZERİNE TEFEKKÜR

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Rahman ve Rahim olan ALLAH’ın adıyla

 

Besmelede ALLAH’IN Esma’ül Hüsnasından üç isim bulunur. Önce isimleri teker teker, sonra birbirleriyle olan ilişkilerini ve daha sonra üçünü birden, yani besmelenin kendisini tefekkür edeceğiz. Ama onları çok çok kereler ve tekrar üzre tekrarlar (vird) ederek, bu çabamıza manevi bir destek alıyoruz.

 

Birinci İsim; ALLAH

ALLAH zattır. Ahad ve Samed olandır. ALLAH Lafza-i Celalinin eşanlamı yine ALLAH’TIR. ALLAH’TAN başka hiçbir şeye ALLAH denmez. ALLAH isminin tefsiri ve yorumu yapılamaz, ALLAH’A ne az, ne de çok benzeyen vardır. ALLAH üzerine düşünmek aklın işi değildir. Akıl onu kavraya bilemez.Bunun yerine aklın işi,

İşte ALAH ayetlerini böyle beyan diyor. Ki akıl erdiresiniz. Bakara-122

Ayetinde işaret edilen iştir. Yani ALLAH’IN varlığını ve birliğini gösteren ayetlerini anlamaya çalışmaktır. Onları düşünüp ALLAH’IN yüceliği ve gücü ve mükemmelliği önünde kendi zavallılığını, güçsüzlüğünü görmektir. O mutlak güzelliğe aşık olmak ve o mutlak güç karşısında haddini bilip yine o güce sığınmak. İşte akıl o zaman üstün hale gelir. Aynı şekilde,

Ayakta iken, otururken ve yanları üzerinde iken ALLAH’I zikredenler ve gökler ile yerin yaratılışını tefekkür edenler…Ali-imran/191

Bu ayette de aklın, ALLAH’IN ayetlerini, yerin yaratılışını ve gökleri tefekkür edebileceğini ama ALLAH’IN zatı söz konusu olunca tefekkür yerine ALLAH’ı anabileceğini yani zikir edebileceğini söylüyor. Yoksa ALLAH’IN zatını tefekkür ederek kavramaya çalışmak ve anlamak onun işi ve harcı değildir.

Tabiatı gereği akıl bilmediği bir şeyle karşılaştığında, onu araştırır, kıyaslar ve sonunda ona uygun bir tanım bulur. Nihayet o şey akıl için, deneyimlenmiş, kanıksanmış, kavranmış bir isim olarak aklın ihatasına girer. Ama ALLAH öyle mi !? Haşa. ALLAH öyle bir şey ki; semadakiler ve yerdekiler ve bu ikisinin arasındakiler hepsi ona secde edip, onu anlattır yinede o bilinmez; ayetleri apaçıktır, onu işaret ederler yinede o bilinmez. Hem 99 ismi olduğu halde yinede bilinmezdir. Akıl hala “ALLAH nedir ?” der.

وَمَا رَبُّ الْعَالَمِينَ

Alemlerin Rabbi Nedir? Şuara-23

Bu kadar kendini anlatmış ama hala, zatı hakkında akıllar cahil kalmıştır.

 

Nefsini bilen Rabbini bilir

Keşif yolu ile hadis olduğu söylenen “Nefsini bilen Rabbini bilir” sözüne gelince. Bu derin ve uzun bir konudur. Ama konumuzla ilgili olduğu için küçük bir açıklama yapalım. Mutasavvıfların büyük sözlerinin kaynağı bu hadistir. Rabbini bilmek olayıdır.

Nefsini bilmek demek, nefsine muhalefet edip onu terbiye etmek ve ona aşama aşama gerçekliğini, Kâlû-belâ zamanını hatırlatmaya çalışmak demektir. Böylece nefis, o ilk verdiği sözü hatırlayacak ve dünya ve mal ve evlat sevgisinden kaynaklanan günah kirinden temizlenecek, sonra, nihayet kendi özünü bilmiş olarak rabbini hatırlayıp bilecektir. Nefsini bilen rabbini bilir demek bu anlama gelebilir.

Söyledikleri sözlere gelince,

يُؤتِي الْحِكْمَةَ مَن يَشَاء وَمَن يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ أُوتِيَ خَيْرًا كَثِيرًا وَمَا يَذَّكَّرُ إِلاَّ أُوْلُواْ الأَلْبَابِ

Hikmeti dilediğine verir. Ve herkim ki kendisine hikmet verilmiş ise, ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak üstün akıl sahipleri hatırlayıp anlarlar Bakara-269.

 

Umulur ki yukarıdaki ayette işaret edilen temiz, üstün ve istikametini bozmamış akıl onların aklı ola. Zira onlar ALLAH ile o kadar meşgul olmuşlar ki, en büyük ibadet olan ALLAH zikrini, hayatlarının günlerine, saatlerine ve hatta dakikalarına işlemiş kişilerdir; ayakta, otururken ve yanları üzerine uzanırken bile ALLAH’I zikrederler. ALLAH’DA onlara, has iltifatlar, has hediyeler, has görüntüler, has tatlar ve cezbeler verir. Onların öyle garip durumları, bizden farklı olarak garip bir şekilde oluverir. Bu onların, işin sonunda mutlak derecede ALLAH’I bildikleri anlamı taşımaz; böyle bir iddiaları da zaten yok. Onların akılları titremiştir. Kaldıramamıştır. Bunda kusur yoktur.

كُلاًّ نُّمِدُّ هَؤُلاء وَهَؤُلاء مِنْ عَطَاء رَبِّكَ وَمَا كَانَ عَطَاء رَبِّكَ مَحْظُورًا

Rabbinin katından ve fazlından onlara, bunlara, herkese ihsanlar ve yardımlar, ulaştırırız; rabbinin ikram ve yardımları yasaklı değildir.İsra-20

 

Onlar bizce deneyimlenmemiş her neyi müşahede etmişlerse o, ALLAH’IN kendilerine bir ihsanıdır. İşte onun karşısında bile akılları patlamıştır.

Demek ki ilk söylenen sözü burada bir daha deriz. İnsan bu aklıyla ve bu haliyle Zatı Zül Celal’i anlamaktan acizdir. Sofilerin halleri bizim hallerimizden ve akılları da bizim akıllardan farklı olsada, Akıl ALLAH’IN zatını kavrayamaz kaidesinin içerisindedirler. Sözleri ve halleri ile bu kaidenin dışına çıkmış değildir. Bizde deriz ki; ALLAH’I onlar bile bilmedi. Bilemezde. Ama tabiki bizden çok daha iyi bilirler.

ALLAH’I en iyi bilen, alemlere Rahmet olsun diye gönderilmiş Resul, Hz. Muhammed (s.a.v) dir. O ise ALLAH’IN desteklemesi, kollaması ve sekinesi altında olduğu için, onlar gibi cezbelenmemiş, taşmamıştır. Aklı sebat etmiştir. Ama o da bize “ALLAH’IN zatını düşünmeyin akıllarınız buna güç yitiremez”(hadis-Muhammed Nâsıruddin) diye uyarmıştır.

 

İkinci İsim ; Rahman

ALLAH gibi Rahman ismi de hiçbir şeye isim olarak verilemez. Tefsiri ve yorumlanması zordur. Rahman’ın eşanlamı yoktur. Rahman denilince akla ALLAH gelir. ALLAH, Rahman ismi hüsnası ile tecelli eder. Sonra diğer isimler Rahman’dan neşet ederler.

Üçüncü İsim ; Rahim

Rahmet eden demektir. Rahmet etme fiilini gerçekleştiren isimdir. ALLAH kullarının da merhametli olmasını sever. Muhtaçlara yardım eden, bağışlayan, yoksulu, zayıfı koruyan  birine rahim insan deriz. ALLAH ise “Erhamurrahimindir” merhametlilerin en merhametlisidir.

 

ALLAH ve Rahman arasındaki ilişki

Rahman ALLAH’IN en büyük ismi-hüsnasıdır. İlk ve en büyük sıfatıdır. Bunu şu ayetten anlayabiliriz.

….ادْعُواْ اللّهَ أَوِ ادْعُواْ الرَّحْمَنَ

...isterseniz ALLAH, isterseniz Rahman diye dua edip yakarın….İsra-110

 

Rahman ismi, ALLAH’IN diğer isimlerini kuşatmıştır. Hepsinin fihristi mesabesindedir. Diğer esmaların hepsi, Rahman isminin az veya çok tasarrufu altındadır.

 

Rahman ve Rahim arasındaki ilişki

Rahman, Rahim makamında rahmetin kaynağı ve dağıtıcısı olur. Gideceği yön işaret edilmiş ve adresi belli olmuş rahmet, Rahim tarafından yerine ulaştırılır. Rahman’nın diğer esmaları kuşatması

Rahmetim her şeyi kuşatmıştır araf-156

Ayetinde işaret edildiği gibidir.

 

 

İsimlerin besmeledeki sıralanışı

ALLAH Rahman olduğu için Rahimdir. ALLAH Rahmaniyyeti ile merhamet eder. ALLAH zattır, Rahman isimdir, Rahim isim fiildir; ALLAH zattır, Rahman özelliktir, Rahim özelliğin yansımasıdır;  ALLAH zattır, Rahman zatın sonsuz ilmidir, Rahim ilmin faydasıdır; ALLAH zattır, Rahman emirdir, Rahim emrin uygulanışıdır; ALLAH zattır, Rahman zatın meşietidir, Rahim tezahürdür; ALLAH zattır, Rahman “kun” dur, Rahim “feyekun”dur; ALLAH zattır, Rahman medihtir, Rahim medhimedihtir; ALLAH zattır, Rahman arştır, Rahim arşa arştır. ALLAH zattır Rahman istiva edendir, Rahim emri tedbirdir.

ALLAH; Arş’ın sahibidir

O Azim Arşın rabbidir.Tevbe-129

RAHMAN; Arş’a istiva edendir.

الرَّحْمَنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى

Rahman, arş üzerinde istiva etti. Taha-5

RAHİM; Arş-ı Rahmandır.

Şöyle ki: Bakanlık koltuğuna oturdu; müdür koltuğuna oturdun… vb. ifadeler kullanırız. Hâlbuki bir oturma falan yok. Bu, o kişinin bakanlık yetkilerini veya müdürlük yetkilerini kullanacağına işarettir. Bakanlık koltuğu bakanlık işlerinin yapıldı yerdir. Bakanlık koltuğuna oturdun dediğimizde gerçekte, o işe koyuldun, artık o işi yapacaksın demiş oluyoruz.

 

إِنَّ رَبَّكُمُ اللّهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى

عَلَى الْعَرْشِ يُدَبِّرُ الأَمْرَ

Rabbiniz olan ALLAH gökleri ve yeri 6 günde yarattı sonra emri tedbir için Arş’a istiva etti...Yunus-3

 

Böylede Rahman’nın istivası rahmaniyyet işine başlaması demektir. Rahmaniyyet hükmünü icra etmeye; rahmeti ile muamele etmeye; rahmetini dağıtmaya başladı demektir. Ki bu Rahim makamıdır. ALLAH 6 günde yerleri ve gökleri yarattıktan sonra Arş’a kuruldu (istiva etti) ve yönetmeye (emri tedbir etmeye), yarattıklarını idare etmeye başladı deriz. Rahim Rahma’ın arşıdır dediğimiz budur.

 

Arş ve su

وَكَانَ عَرْشُهُ عَلَى الْمَاء

…Arşı su üzerinde idi…Hud-7

Ayette, Arş’ın su üzerinde olduğu bildiriliyor. Arş Rahim ise, üzerinde olduğu su da rahmettir. Arş’ın su üzerinde olması, Rahim isminin rahmet dağıtma işiyle meşgul olmasıdır. Çünkü su ve rahmet adeta anlamdaş iki kelime gibidir.

وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَاء كُلَّ شَيْءٍ

… her şeyi sudan yarattık…Enbiya-30

وَرَحْمَتِي وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍ

…Ve rahmetim her şeyi  kapsamıştır…araf-156

Sudan her şeyin yaratılması ile rahmetin her şeyi kuşatmış olması birbirinin remzi iki ayet gibidir. Rahmet her şeyi kuşatan ve dolayısıyla her şeyin kendisinden yaratıldığı sudur deriz.

Özetle,

Rahman’nın arşa istivası Rahim ismiyle emri tedbire başlamasıdır. Arş’ın su üzerinde olması Rahim isminin merhamet etme fiili üzre olmasıdır.

Besmelede bu sıra müthiş bir ahenk içinde sunulmuştur. ALLAH Rahman’a, Rahman Rahim’e iltifat eder.

Besmelede kulluk makamı işe koyulma izni

Besmelesiz işe başlamak doğru değildir. Çünkü meşietullah çerçevesinde kendi yaptıklarıyla kendi hayatlarını yöneten bizler, bu yönetme yetkisini hakkıyla kullanmak için, ancak besmele çekerek ALLAH’TAN yardım istemiş oluruz. Yani besmele ile daha işe başlamadan ALLAH’A kulluk makamına oturur, izin alır ve sonra işe başlarız. Ki bu, iş süresi boyunca yaptığımız her harekete inşallah bir sevap yazılmasını ve işlerimizin bereketli olmasını temin eder. İşin sonu istediğimiz şekilde biter ya da bitmez fark etmez, o hayırla bitmiştir ve ibadet ecri almışızdır. Zira biz, bizim için hangisinin daha hayırlı olduğunu bilemeyiz.

 

وَعَسَى أَن تَكْرَهُواْ شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَعَسَى أَن تُحِبُّواْ شَيْئًا وَهُوَ شَرٌّ لَّكُمْ وَاللّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ

Olaki bir şeyden nefret edersinizde o sizin için hayırlıdır ve olaki bir şeyi seversiniz de o sizin için kötüdür, ALLAH bunu bilir siz ise bilmezsiniz. Bakara-216

 

İşte besmele, bizim fark etmediğimiz o hayrı temin etmiş olur. Başka hayırlarda vardır elbet bilmediğimiz.

Bismillah, Besmele, inşALLAH  ve Elhamdulillah

Besmele hali hazırdaki Bismillah’tır. Elhamdulilah sondaki Bismillahtır. İnşALLAH ise gelecek için Bismillah’tır. Yani her zamanın kendine has “bismillah”ı vardır.

ALLAH’ın isminin anılmadığı hiçbir zaman dilimi yoktur. Zaman kendine has zikirlerle algılanırsa bereketli olur. Şöyleki ;

İnsan şimdiki zamanını, yani içerisinde bulunduğu anı doldururken, işlerini “bismillahirrahmanirrahim” ile başlatırsa o işler, dolayısıyla da o zaman, kendisi için bereket ve huzur getirir. Aynı şekilde geçmişten zamandan ve olmuş bitmiş bir işten söz ederken “elhamdulillah” derse ALLAH’ın kaderine şükretmiş olurki buda

Şükrederseniz arttırırım İbrahim-7

Ayetine mazhar olmaktır ve ALLAH’ın nimetinin kişi için artmasına vesile olur. Aynı şekilde gelecek zamanla ilgili konuşurken “inşallah” dersen, (ki bu farzdır ve kesin demelisin)

İnşallah demeden hiçbir şeyi yarın yapacağım deme Kehf 23-24

İşi meşietullah’a bırakmış olursun ve bu seni başarısızlığa uğrama ve kınanma gibi yüklerden kurtarır. Kalbinde bir huzur ve işlerinde bereket elbetteki yine seni bulacaktır.

Besmelede tevekkül ve hamd

“Bismillah” baştaki tevekküldür. “Rahmanirraahim” ise övgüdür,bu münasebetle de  “hamd” dir. Bu ikisi arasında bir yol vardır. Bu yol sıratı müstakimdir. Kul bu yolda iken ölürse cennetliktir.

“Rahmanirraahim” deki “hamd” ile kul, rabbinden memnuniyetini daha işe koyulmadan dile getirmiş olur. (şimdiden teşekkür ederim) İş ve yol bitiminde sonuç ne olursa olsun, rıza gösterdiğini peşinen ifade etmiş olur. Bunu yaparken de,  işin sonundaki şükrü daha işin başında yaparak kulluktaki samimiyetini göstermiş ve tevekkülünü güçlendirmiş olur. Bu ise kulluktur. Kulluğunu sunmaktır. İşin başı ve sonudur da.

Besmelede ALLAH bize, tevekkülün ve şükrün aynı olduğunu, işin başında olması gerektiğini bize adeta şifrelemiş. Tevekkül etmezsen işin bereketi kaçar, başta şükretmezsen sonda unutma riskin var. Bu ikisi besmelede vardır.

Besmelede rica ve dua

“Bismillah” deyince “ya rabbi senin adınla ve meşietinle başlayacağım” demiş oluruz. “Errahmanirrahim” deyince de “ yol boyunca devinimlerimi, rahmetinle; yolun sonunda dinginliğimi merhametinle kuşat ” ricasını etmiş oluruz.

ALLAH en doğrusunu bilir.

Araştırmacı yazar:Mehmet Zekaya Çakır


Yorumlar - Yorum Yaz


MEDYA HATAY
Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam14
Toplam Ziyaret61534